Özel Arama

   
  Daglarca
  Kırgınım
 

 



Hayat;
.....Yokluğu var edecek kadar erdemli.
Yanlızlık;
......Dünyaya haykıracak kadar yoksun.
Sen;
......Beni yokluğunla sınayacak kadar acımasız.
ve ben;
......Kendimle kavgalı...



İki tırnak işareti arasına sığan bir kaç kelimeydin sen, içimi oyup geçen rüzgarlara inat, yürek durağımda beklediğim tek yolcu.

Gerçeklerde aramıyorum artık seni, gerçek olmadığına inandırdım kendimi.

Kırgınım yalnızca
hatta adı aşk ile başlayan cümleler kulağımı tırmalayan rahatsız edici birer ses artık.

Mülteci bir kaçaklığım vardı eskiden, şimdi terkedilmiş evler gibi duvarlarımda asılı eskimişliğim. Garipti aslında, sen dudağımdan apar topar dökülen sözlere virgül koymaya çalışırken, ben ettiğin cümleleri noktalıyordum.


Cümlelerin sonuna nokta koymak hep bana düşse de,noktaları hiç sevmiyordum.

Noktalar acıttı kalbini , biliyorum.



Şu üç harfi biraraya getirip gelişi güzel zikretmeyi de sevmiyorum ama,

a-ş-k biraz sabır, en çokta cesur
olmaktı .

Şimdi oturduğum şehrin gözlerine yağmur doluyor, elimde bir fincan kahve, ağaçları seyrediyorum. Bir fincan kahvenin kaç yıl hatırı kaldığını sayıyorum kendimce ve halen merak ediyorum yazdıklarını.

Sanırım denge üzerine kuruluydu dünya ve dengeler altüst olduğunda gökyüzünün kalbinde bile kocaman bir delik açılabiliyordu.



Acılarımız mı bizi eğiten, dengesizliklerimiz mi bizi acıtan, yoksa tecrübelerimiz mi ayağımızı yere kenetleyen?

Binlerce soru sormak geliyor içimden, binlerce sorunun altında bırakmak istiyorum zihinleri.

Elimdeki kahve bitmiyor bir türlü, içindeki zararlı maddelere inat yudum yudum damıtıyorum içime, varsın benimde kendine zarar verenler arasında bir kıyamlık yerim olsun.

Ne çıkar?

Kalbim ahşap evlerin tahta arasından sızan damlaları gibi usul usul yürüyor gözlerime, kalbimi yanaklarımın coğrafyasına gömüyorum.



Hani bazı hikayelerin sonunu kimse bilmez herkes kendine göre bir son uydurur ya, işte öyle bir şeydir a-ş-k .
Kimisi için cümle sonuna konulan ,
öldürmeyen ama sol yanını felç bırakan bir nokta
kimisi içinse yeni bir cümleye başlamak için verilen müsaade.



Bir hikaye de noktalama işaretini doğru yerde kullanmak mühimdir aslında, cümlenin en olmadık yerinde el yordamıyla kondurulan bir nokta,
ne yeni bir satır başının müjdecisi ne de anlamlı bir öykünün yardımcısıdır.

Aslında çokta zor değildir bir hikayeyi nerede bitirdiğine bakmadan bitirebilmek ,ama eğer noktaları doğru yerde kullanmadıysanız,
hikayeyi her okuduğunuzda bir urgana atılmış gemici düğümü gibi çarpar dilinize.

Kanar diliniz, kanar kalbiniz...



Çok mutlu bitmese de, doğru yerlerde kullanılmış noktaları, ister iki satırlık isterse sayfalar dolusu bir sonu olmalı hikayelerin.

Ama mutlaka bir sonu olmalı.


İki nokta üst üste :


 








Kırgınım…
Kime olduğunu, neye olduğunu bilmeden kırgınım…
Belki hayata, belki kendime kırgınım sadece…

Kırgınım…
Yüreğim bir yanardağ gibi kaynayarak yanarken,
Nasıl oluyor da bir buz dağı oluveriyorum bir anda…

Kırgınım…
İçim sevgi ile kavrulurken neden böyle yıkıcı,
Parçalayıcı oluyorum…
En çok sevdiğim varlıkları biranda kırıp,
Un ufak ediyorum…

Kırgınım…
Öfkeme, tat almayan yüreğime,
Sevmenin, sevilmenin değerini bilmeyen
Kalbime…

Kırgınım…
Yeşilin huzurunu, mavinin derinliğini,
Görmeyen gözlerime...
Kuşların nidasını işitmeyen kulaklarıma
Kırgınım…

Kırgınım…
Mantığımla kalbimin arasında gidip gelen
Benliğime…

Kırgınım…
Sonuçlandıramadığım sevgilerime,
Sarılmaya korktuğum sevgililerime…

Kırgınım çok kırgınım,
Beceriksizliğime, korkaklığıma,
Kırgınım…
Belki de bir hayalden ibaret oluşuma...



40 Kırıldı Kalbim




Kırıldı Kalbim...


Kalbim kırıldı
Kızgındın.
Kırgındın.

Canın acıyordu.
Benimde acıyordu.
Senin canın acırdı da, benimki durur muydu...
Seninkinden bir az, bir fazla ne fark ederdi ki.
Acıyordu.
Yüreğini avuçlarımın içine aldım.
Kanıyordu.
Kendi yüreğimi bastirip o yaranın üstüne.
Acımasın diye uğraştım.
Acımamalıydı.
Sen ağladın.
Ben ağladım.
Sen güldün.
Ben güldüm.
Senin mutlulugun, benim sevincim.
Hüznünse, acımdı.
Hissediyordum seni, en kötü anında bile.
Hayalinle konusuyor, dua ediyordum.
Sana.
CANIMA...
Her içimi acı kapladığında.
"Güçlü ol" diye fısıldıyordum..
Sen bunu hiç bilmedin, belki hiç hissetmedin.
Anla.
Senin adına "YAR" dedim, nedir bilir misin anlamı.
Bilir misin?
"YAR" için ölmek bile güzeldir derler.
Öyleymiş.
Anladım.
Senin için kalkanımı silahımı alıp, savaşa giderdim..
Giderim de hala.
Yeter ki sen üzülme...
Ve yar ...



Kırgınım sana. Kırıldım. Acıdı canım.


Kalbim kırıldı.



Sen duymadin o kırılmayı, duyurmadım sana..
Üzülme diye.
Canın acımasın diye.
Senin canın acırsa,benimki durur mu.
Şimdi yar.
Bırak arkamı döneyim, kırılan kalbimi onarırken.
Bakma bana.
İstemeden açtığın o yarayı görme.
İstemiyorum.
Üzülme diye.
Üzülürsen, üzülürüm. Anla.
Gözlerine bakmamı isteme.
İsteme akan gözyaşlarımı, görmeni istemiyorum.
Ben zaten ağlıyorum.
Sen sakın ağlama..
Ve sakın! Sakın!
Dokunma kalbime.
Kırılan kalbimin kırıkları eline batmasın.
Batarsa benim elim kanar çünkü...







 




 

 


 
  Bugün 30 ziyaretçi (36 klik) kişi burdaydı! Sitenizesayac.com  
 
}